Türkiye’de ve hatta dünyada, 1970 'li yıllardan önce, Ermeni Tehciri ya da sözde soykırım konusu hiç gündemde yoktu. Ancak bir Ermeni terör örgütü olan ASALA'nın 1970 'li yıllarda, çeşitli Ülker de çalışan yurtdışındaki 42 elçilik, konsolosluk, ataşelik görevlilerimizi pusuyla şehit etmesi ile birlikte bu konu Türkiye ve Dünya gündemine taşındı. 1989 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması ve Ermeni Devletinin bağımsızlık kazanmasından sonra, Ermenilerin Osmanlı Türkleri tarafından soykırıma uğradıkları iddiaları Türkiye ve dünya gündemine oturdu. Bu propagandaya, Ermenistan dışında yaşayan Ermenilerin ve Ermeni lobilerinin de büyük etkileri oldu.
Osmanlı Devletinin, o zamanki İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri, İngiltere, Fransa, Rusya ittifakını karşılarına alarak, Almanya' nın yanında, I. Dünya Savaşına girilmesine karar verdiler. Ancak Osmanlı Almanya işbirliği her iki devlet için de yenilgi ile sonuçlandı.
Bilindiği gibi, Osmanlı Devlet yöneticilerinin ( Talat, Enver ve Cemal Paşalar. Ermeni çeteleri bu üç Osmanlı Paşasına suikast yapmış, suikastı gerçekleştirenlerin de heykeli dikilip milli kahraman ilan edilmişlerdir) aldıkları bu tehcir kararı I. Dünya Savaşı ( 1914_1918) içinde, deyim yerindeyse yedi düvele karşı savaşılırken Mayıs 1915’te alınmıştır. Nasıl yapılabileceği ve sonuçları önceden iyi hesap edilmemiş, savaş koşullarında zorunlu olarak alınan bir karardır. Çünkü o zaman Osmanlı yurttaşı olan, özellikle de Doğu illerinde yaşayan Ermenilerin büyük bir kısmı, Osmanlı toprakları içinde, siyasi olarak, bağımsız bir Ermeni Devleti kurma hayaline kapılıp Batılıların kışkırtmalarından da güç alarak Osmanlıya isyan etmiş, eşkıyalığa başlamışlardır. Osmanlının savaştığı Rusya, Fransa ve İngiltere’nin yanında yer alarak asli devletine ihanet etmişlerdir.
Osmanĺının tehcir ya da zorunlu göç kararı Osmanlı toprakları dışına sürgün değil, yine Osmanlı topraklarının görece savaş alanı dışında kalan başka bölgelerinde " yeniden yurtlandırılma" amacına yöneliktir.
Ermenilerin 24 Nisan 1915 tarihini kendilerince soykırım (genocide) günü ilan etmeleri neye dayanır.
Bu tarihte, daha çok İstanbul’da yaşayan Ermeni aydınlarının siyasi olarak, Osmanlı toprakları içinde bağımsız bir Ermenistan kurmak istedikleri için tutuklandıkları gün olarak kabul görmektedir.
Soykırım ne demektir?
9 Aralık 1948 de kabul edilen ve 12 Ocak 1951 de yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi soykırımı şöyle tanımlamaktadır.
Madde 2 _ Bu sözleşmeye göre soykırım, bir mili, etnik, ırki veya dini grubu, grup olarak kısmen veya tümüyle YOK ETMEK KASTIYLA aşağıdaki fiillerin işlenmesidir...
Bu konudaki kilit soru şudur. Osmanlı Devleti, Ermenileri dininden, soyundan, milliyetinden, ırkından dolayı ve YOK ETMEK KASTIYLA MI yoksa DEVLETİNE İHANET ETTİKLERİ İÇİN Mİ tehcire tabi tuttu?
Evet, Ermeniler kuzu gibi sadıklardı. Askerden kaçmadılar. Düşmanlarla işbirliği yapmadılar, vatana ihanetleri filan yoktu. Osmanlılar, Ermenileri sırf dinleri, ırkları ayrı olduğu için soykırım yapmak amacıyla tehcir etti ve kıyım yaptı diyorsanız. O zaman insaf demek lazım.
Bu olayda soykırım kastı ve soykırım yoktur. Ancak günün savaş koşulları, ekonomik, idarî, teknik ve güvenlikle ilgili yetersizlikleri nedeniyle, ne yazık ki çok sayıda Ermeni’nin can kaybına neden olmuştur. Bu arada Ermeni çeteleri tarafından kıyıma uğrayan çok fazla sayıda Türk nüfus da vardır. Deyim yerindeyse olanlar karşılıklı vuruşma ve kıyımdır. Ancak Türkler sayıca daha fazla ve devlet güvencesinde oldukları için Ermeni kayıpları daha fazladır.
Türkler ve Ermeniler Anadolu da 800 yıldan fazla birlikte yaşadılar. Ortak bir iş, çalışma, yemek, komşuluk ve eğlence kültürü oluşturdu ve barış içinde yaşadılar.
1789 Fransız Devriminden sonra ortaya çıkan ırkçılık ve milliyetçilik akımları, sanayileşme ve toplumsal hareketliğin artması farklı etnik yapıdaki toplulukların özgürlük ve siyasi bağımsızlık iştahlarını artırdı. Emperyalistlerin yeni topraklar kazanma, rakiplerini ezme, potansiyel yeni ve siyasi yandaş bulma, Osmanlı gibi büyük devletleri parçalama gibi arzuları, dünya genelinde büyük bir çalkantı ve istikrarsızlıklar yarattı.
Resmin büyüğünü görmeden, sadece soykırım sözcüğünün ideolojik çekiciliğine kilitlenerek Osmanlı- Türk ve Ermeni ilişkileri doğru anlaşılamaz.
Sonuç şudur.
Ermeni seçkinleri ( Ermeni halkı değil) emperyalistlere güvenerek, siyasi ve bağımsız bir devlet kurma hayali peşinde koştular. Ermeni halkını kışkırttılar. Osmanlıya yani asli devletine ihanet ettiler. Bu akılsız ve dönemin gerçeklerinden yoksun siyasi hesapları tutmadı. Olan Ermeni halkına ve Ermeni çetelerinin zulmüne ve kıyımına uğrayan Türk halkına oldu.
Kanaatime göre Ermeni sorunu doğuş ve gelişme olarak tamamen SİYASİDİR. Ermeni aydın ve seçkinlerinin siyasi özgürlük ve Osmanlı toprakları üzerinde bağımsız bir devlet kurma hırslarından doğmuştur.
Bu siyasi tutumun faturası da Yeni Türkiye Cumhuriyetin küresel tapusu olan Lozan Anlaşması ile son çözüme kavuşmuştur. Yanı Ermeni sorunu siyasi olarak Lozan’da çözülmüş, bitmiştir.
Ermeni sorunu iki nedenle hukuki değildir. Birincisi Osmanlının tehcir kararı soykırım kapsamına girmez. İkincisi 1949 B.M. Soykırım Sözleşmesi Osmanlı Dönemini kapsamaz. Çünkü hukuki kararlar kabul edildikleri andan itibaren yürürlüğe girer. Geriye dönülerek uygulanmaz.
O zaman yapılacak işi, konuyu tarihçilere bırakmaktır. Geçmişin travmalarını, takıntılarını, ideolojik ve düşmanlıklarını bir kenara bırakıp Türk ve Ermeni toplumlarının dostluk ve kardeşlik içinde, hatta ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirerek yaşamlarıdır.
Ermenilerin çıkarları da bu çözümdedir. Başka ülkelerde yaşayan tuzu kuru Ermeni Diasporası bu barış ve dostluğun önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.
Ben şahsen, Ermeni halkına hiç bir zaman düşman olmadım ve olamam. Doğruları ve mümkün olabilecekler söylemek gibi bir görevim vardır. Tük kamuoyundaki genel kanaat bu merkezdedir.
Geçmişimiz, her iki toplumun uzun ve birlikteki geçmişleri, düşmanlıklar üretmek ve öç almak için değil, ders almak, eski hata ve yanlışları ayıklamak ve yeni dostane ilişkiler kurabilmenin yolları ve çözümlerini bulabilmeye yönelik olmalıdır.

2020© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.