Her yetişkin insan, hayatında mutlaka, şu ya da bu nedenle kamu kurumlarına gitme, iş yaptırma ve o işle görevli memurlarının halkla ilgili tutum ve davranışlarını gözlemle fırsatı bulmuştur. Acaba kamu görevlileri ya da devlet bürokratlarının bilgi birikimleri ve mesleki becerileri nasıldır. Bu bürokratlar resmi görevlerine nasıl seçilir ve atanırlar. Hangi anlayışla görev yaparlar. Görevlerinde dürüst olurlar mı? Özellikle siyasi iktidarlara bağlılıkları nasıldır. Devlet ve toplum siyasetine etkileri olur mu... Bu ve benzeri sorular çoğaltılabilir.
Bürolar ya da ofisler her düzey ve makamdaki devlet memurların devlet hizmetleri ile ilgili resmî ve gerekli belgelerin üretilip dağıtıldığı fiziki yerlerdir. Genelde memurun görevi yükseldikçe hem kullandığı mekanın tefrişi artar hem de ilgilinin yetkileri ve sorumlulukları çoğalır. Her ülkede, devlet memurluğu görevinde olanlara bürokrat, yaptıkları işlere de bürokrasi denir. Merkezi yada yerel, olsun, tüm devlet hizmetleri devletin oluşturduğu bu bürokratlar aracılığı ile ete kemiğe bürünür ve uygulamaya aktarılır. O nedenle bir ülkedeki bürokratlar ne kadar iyi yetişmiş, işlerini iyi bilen ve vereceği hizmetleri doğru ve hızlı üreten, sadece görevinin adamı olan, rüşvet kabul etmeyen insanlardan oluşursa o ülke gelişmiş ülkeler sınıfına girmiş kabul edilir
Ünlü Alman sosyologu Max Weber diyor ki, " Çağdaş devletleri ötekilerden ayıran en önemli özellikleri onların rasyonel (akılcı) olmaları ve bürokrasilerinin rasyonel çalışmasıdır." Ayrıca rasyonel, doğru ve hızlı dönen bir bürokrasi çarkı önce siyaset kurumunu ve ona bağlı olarak da devlet yönetimini, yani devleti rasyonelleştirir.
Max Weber'in tespitlerinden de yararlanarak, gelişmiş ve gelişmemiş ülke bürokratları arasındaki temel farklar özetle şöyle şöyle açıklanabilir.
1_ Gelişmiş ülkelerdeki kamu görevlilerinin seçim ve atamalarında sadece mesleki liyakat esas alınır. Halbuki az gelişmiş toplumlarda yetenekten çok, ırk, cinsiyet, fiziki çekicilik, din, mezhep, tarikat,
cemaatlere mensubiyet ve en önemlisi de iktidarlara bağlılık ve sadakat gibi irrasyonel etkenler dikkate alınır.
2_ Gelişmiş ülkedeki bürokrat her türlü sosyal, dini ve sivil yaşamlarında özgürdür.Sadece resmi ve yasal görevlerinde siyasi iktidarın emrindedir. Halbuki geri kalmış ülkelerde, kamu görevlilerinin sivil ve özel yaşamı da siyasi iktidarların din ve dünya anlayışına göre şekillenir. Aksi halde görevlerini kaybedebilir.
3_ Gelişmiş ülkelerdeki bürokratlar devletlerine ve devletlerinin anayasa ve yasalarına sadıktır. Gelişmekteki ülke bürokratları ise mevcut siyasi iktidara, hatta kendilerine makam sağlamada etkili olan sermaye, tarikat, cemaat gibi odaklara daha sadık olurlar. Devlet ve yasalar, hatta bazen siyasi iktidar bile ikinci planda kalabilir.
4_Gelişmiş ülke bürokratlarının tek meslekleri yapmış oldukları kamu görevleridir. Kendileri, eşleri, yakınları ve diğer ekonomik, siyasi, dini yada kültürel güç odaklarına yardım ve yaranmak gibi görevleri olamaz.
Halbuki, çoğu geri kalmış ülke memurlarının, özellikle de üst düzey bürokratların asli, hatta bazen yasadışı işleri resmi görevlerinden daha fazla olabilir.
5_Gelişmiş ülkelerde de, her mevki ve makamdaki bürokratlar yasalara uygun katı ve ödünsüz bir iş ve görev disiplini içinde çalışırlar. Üzerlerinde sıkı bir mesleki denetim vardır.
Azgelişmiş ülke bürokratların çoğu keyfi ehlidir.Disiplinsiz davranışları boldur.Görevini savsaklayabilir. Hatta başta siyasi iktidarlar olmak üzere kendisini göreve getiren ve destekleyen güç odaklarına güvenerek hizmet alan vatandaşlara " bu gün yarın gel" diyebilir. Hizmet talep edenler arasında ayrımcılık yapabilir. Hatta arkalarında bir destek olmadığını düşündüğü ve kendisi gibi düşünmeyen meslek arkadaşlarına haksızlık edebilir.
6_ Mevkiler ve.makamların korunması ve işinin devamlılığı açısından bakıldığında ise durum şöyledir. Gelişmiş ülkelerin bürokratları kendi mesleki liyakatleri, görevlerindeki başarılarına, yasaların yansız olarak uygulanacağına güvenirler. Halbuki yeterince gelişmemiş ülkelerin bürokratlarının ellerindeki kozları, liyakatleri ve mesleki görev başarıları değildir.Kendilerini göreve getiren siyasi iktidarlara olan koşulsuz itaat ve sadakatleri, ya da temsil ettikleri güç odaklarının siyasi iktidarlar üzerindeki güçleri ve itibarlarıdır.
Bu yazıda alınabilecek ders ya da kıssadan hisse şu olabilir. Ülkelerin bürokratik yapıları ve bürokratlarının tutum ve davranışları o ülkelerin ekonomik sosyal ve kültürel yapıları ve gelişmişlik düzeylerinin aynası gibidir. Bürokrasileri rasyonel ,tutarlı, hukuki, ahlaki ve evrensel normlara göre çalışan ülkelerin siyasetçileri de siyasetleri ve devlet yapıları da rasyonelleşmiş ve gelişmiştir.Geri kalmış, irrasyonel, laçka, rüşvetçi ve liyakatsız oluşan bir bürokrasileri, olursa devlet anlayışları da rasyonellikten uzak demektir.
Türkiye bu tablonun neresinde? Karar sizlere ait.

2020© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.