Küresel virüs salgını nedeniyle başta 65 ve üstündekiler olmak üzere her yaştaki insanlar için gönüllü_zorunlu karantina uygulamaları geldi. Hareketsiz, faaliyetsiz etkinliksiz ve kazançsız yaşam, başta ekonomik, ticari ve sınaî faaliyetlerin minimuma inmesine neden oldu. İşsizlik, durgunluk, parasızlık arttı. Sportif, sosyal ve kültürel etkinlikler çok azaldı. Bireysel ve toplumsal açıdan ortaya çıkan streslerin yarattığı kaygılar da çoğalmaya başladı. Can sıkıntısının yarattığı huzursuzluklar artmaya, umutsuzluk tohumları yeşermeye başladı. Karantina ve kısıtlamaların yarattığı BOŞ ZAMAN toplumu, aileleri ve bireyleri sıkıntıya sokmaya başladı.
Peki, sosyolojik açıdan boş zaman nedir ve nasıl değerlendirmek gerekir.
Boş zaman sosyolojisi ( Sociologie de Loisir ) tanımına 1979 yılında Fransa da rastladım. Önce biraz tuhafıma gitti sonra üzerinde biraz çalıştım. Anlatmaya çalışayım.
Olağan koşullardaki boş zaman, insanların işleri ve diğer kişisel faaliyetleri dışında artakalan zamandır. Örneğin her türlü iş çalışmaları, öğrenim, askerlik, yönetim, ödev, koordinasyon faaliyetleri, yemek yeme uyku ve benzeri durumlar boş zaman değildir. Bir başka söyleyişle söylemek gerekirse boş zaman olağan geçim ve olağan yaşam ve dinlenme etkinlikleri dışında kalan zamandır.
Tiyatro ve sinemaya gitmek, sergi gezmek, kültürel faaliyetlere katılmak, kültür kitapları okumak, ailesi ya da arkadaşları ile yemek yemek, hafta sonları, bayramlar ya da yıllık tatillerde tarihi ve turistik yerleri gezmek birer boş zaman faaliyetleridir.
Boş zamanların doğru ve etkin kullanımının yararları olarak:
1_ Bireylerin aile çevre ve toplum içinde sosyalleşmelerine katkı sağlaması.
2_ Nüfus hareketlerini, toplumsal dinamizmi artırarak ulusal ve uluslararası kültürel ve sosyal tanışıklık ve dayanışmalara olanak vermesi.
3_ Ulusal ve evrensel nitelikteki tarihsel, sanatsal ve kültürel ürünlerin tanıtımına fırsat üretmesi,
4_ İnsanların ulusal ve evrensel sanatlar ve kültürler hakkındaki bilgi ve görgülerini artırarak ruh ve beden sağlıklarına olumlu katkılar sağlaması.
5_ Evrensel ve ulusal nitelikteki sanat ve kültür ürünlerinin tanıtım faaliyetlerine maddi destek üreterek yaşamalarına olanak üretmesi.
6_ Emekliler, gençler ya da çeşitli nedenlerle boş vakti olanların çeşitli etkinlikler ya da mekanlardan gönüllerince ve hoşça vakit geçirmeleri.
Ancak boş zamanlar finanse edilmez ya da edilemezse yukarıda sayılan katkıların hiçbirisi olamaz. FINANSE EDİLEMEYEN, YANİ PARA YA DA GELİRLE DESTEKLENEMEYEN BOŞ ZAMAN BİR STRES VE KAYGI KAYNAĞI OLUR.
Gelişmiş ya da yüksek gelirli toplumlarda, çok sınırlı istisnalar hariç, başta emeği ile geçinenler ve emekliler dahil, herkes kendi birikim ve gelirleri ile kendi boş zamanını finanse ederek her türlü sanatsal, kültürel ve sosyal etkinliğe katılabilir. Ancak göreceli olarak yeterince gelişememiş, fakir ülkelerde emeği ile ya da emekli ödentisi ile geçinmeye çalışan insanların birikimleri, istisnalar hariç yoktur. Bu nedenle boş zamanlarını finanse etmeleri beklenemez.
Az gelişmiş ülkelerdeki emekçiler, dar gelirliler, emekliler, esnaf, çiftçi ve hele işsizlerin boş zamanlarını etkin değerlendirme şansları sıfıra yakındır. Hatta normal yaşamlarını sürdürebilme şansları oldukça kısıtlıdır.
Korona virüs nedeniyle insanlardan gönüllü olarak kendilerine zorunlu karantinaya almalarını bekleyebilmek için, gelirsiz geçecek boş zamanın, konutlarda geçirilecek atıl sürenin finansmanından öteye, gündelik fiziksel, biyolojik, mekansal ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmış (kira, gıda, sağlık) da gerekir. Aksi halde normal yaşamın hatta biyolojik varlığın yani yaşamın kendisi virüs enfeksiyonundan bağımsız olarak tehlikeye girer.
Sonuç olarak şu söylenebilir:
Zorunlu karantina durumlarında çalışan, emekli, esnaf, çiftçi, fakir yani yaşamsal zorunlulukların gerektirdiği gelir ya da kazanç yetersizliği çeken herkesin mutlaka ve mutlaka yeterli finansman desteğine kavuşması kaçınılmazdır. Sosyal devlet ya da devlet baba bu günler için vardır.

2020© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.