ÇİĞNEMİK KÜLTÜRÜ MAHALLE BASKISI VE REFERANDUM




Çiğnemik nedir?

Eğer bir ailede,anne, baba, nine, dede ya da yetişkin birisi,annenin sütünün azlığı ya da kesilmesi üzerine,çeşitli nedenlerle çaresiz kalıp, bebeğin gıda ihtiyacı için, kendi ağzına alıp çiğnediği ve bebeğin sindirebileceği hale getirip bebeğe yedirmeye çalıştığı lokmaya çiğnemik denir.Feodal,eski köy ailelerinde,yani kırsal kesimde bebeğe çiğnemik yedirmek oldukça yaygın bir uygulama olmuştur.Bebek,yaşı ve konumu gereği, bu durumda tamamen habersiz,çaresiz ve tepkisiz olarak kendisine sunulan bu yiyeceklerle beslenmek zorunda kalır.Bu çiğnemikleri yutarken de,lokma çiğneyenin yedirdiği yiyeceğin bebek beslenmesine uygun olup olmadığı bir yana,hijyenik olmayan,lokma çiğneyenin vücudundaki tükürük ve bakterileri de midesine indirmiş olur.Kırsal kesimlerde,eskiden, bebek ve çocuk ölüm oranlarının yüksek olmasının önemli bir nedeni de bu mikroplu lokmalar olmuştur.

Peki çiğnemik kültürü nedir?Aklın ve bilimin ürettiği aydınlanma fikirleri ve teknolojilerden geri kalmış, yeterince aydınlanamamış,gelenek ve törelerin, kanaat ve inanç önderi kabul ettikleri kişilerin nasihat, telkin ve fikirlerini,hiç bir şüphe, eleştiri, bilim ve akıl süzgecinden geçirmeden dünyanın değişmez doğruları olarak kabul edip uyan toplumların tutum ve davranışları ÇİĞNEMİK KÜLTÜRÜ olarak kabul edilir. Hiç kuşkusuz, çiğnemik kültürü toplumun %100 üne egemen değildir.Fakat bu kültürün egemenlik alanı başlangıçta çok yüksek oranlardadır. Fakat toplum aydınlanıp geliştikçe bu oranlar azalır. Gelişmiş ülkelerde %10 ların altına iner. Eğer bir toplumda, eleştirel ,bilimsel ve akli düşünemeyip şu ya da bu idari, siyasi,dini ya da geleneksel (hoca,imam,dede,hacı,şeyh,mahalle büyüğü,muhtar...) kanaat önderlerinin aklı ve telkinleri ile hareket edenlerin oranı %50 nin üzerinde ise o toplum geleneksel toplum sayılır. Köy ve mahalle sakinleri olan aile ve bireylerin gündelik yaşam tarzları, dinsel tutum ve davranışlarını gözetim ve denetim altına alarak  onları eleştiren  mahalledeki geleneksel kanaat önderlerinin  halkın gündelik yaşamına  müdahale etmelerine de MAHALLE BASKISI denilir. Eğer bu baskılar ülkedeki siyasi idari ve yerel yönetim birimlerince desteklenir ya da en azından hoş görülürse mahalle baskısının ve özel yaşama müdahalenin şiddeti artar.

Cumhuriyetin ilanından günümüze, özellikle de 1950 yıllarından  başlayan köyden kente göçler, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte, geleneksel kırsal yapının giderek çözüldüğü, toplum ve aile yapısında önemli değişmeler olduğu, bireysel tutum ve davranışların yaygınlaştığı söylenebilir. Cumhuriyet devrimleri, eğitimin yaygınlaşması ve iletişimin hızlanması da bu çözülmeye önemli katkılar sağlamıştır. Artık ne günümüzün toplumu,ne günümüzün aile yapısı ve ne de günümüzün bireyleri geleneksel feodal toplumun yapısal tutum ve davranışlarına sahiptir. Ağalık, kabilecilik, derebeylik, cemaatcılık büyük oranda geride kalmış sayılabilir. Feodal topluma göre, yaşanılan evler, çalışılan atölyeler, fabrikalar, bürolar büyük değişmelere uğramıştır.Yollar, parklar, meydanlar, caddeler alış veriş merkezleri kurulmuştur. Yazılı, görsel basın araçları, iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, sosyal medyanın ortaya çıkması toplumsal ve bireysel iletişimi ve hareketliliği hızlandırmış ve yaygınlaştırmıştır. Bu teknolojik, ekonomik ve sosyolojik değişmelere paralel olarak insanların üretim araçları, doğa ve çevre ile ilgili tutumlarında, çoğu olumlu yönlerde olmak üzere, önemli değişmeler olmuştur. Bu  tarihsel gelişme süreci içinde,hem insan- insana ve hem de insan toplum ve yönetim ilişkilerine önemli dönüşüm ve gelişmeler sağlanmıştır.

Sosyal bilimler, sosyoloji ve kültür bilimleri ile uğraşan bilim insanlarının önemli tespitleri vardır.Tespit şudur.Toplumlar maddi, teknik araçları, yani fiziksel nitelikli maddi kültür unsurlarını daha kolay benimser ve kullanırlar. Bunun tersine gelenek, görenek, inanç ve gündelik yaşamda da alışkanlık haline gelmiş komşuluk, selamlaşma, yardımlaşma, arkadaşlık,bilgilenme, kadın- erkek,büyük- küçük, saygı-sevgi,tepki-hoşgörü ve benzeri ilişkilerdeki değişme  ve gelişmeler uzun bir gecikme ile olur. Bu değişmelerden her zaman olumlu sonuçlar beklemek mümkün olmaz. Kültürel yabancılaşmalar, bozulmalar, yozlaşmalar da görülebilir.Çünkü toplumsal değişme ve gelişmeler düz ve standart bir çizgi izlemezler. Ancak maddi kültür araçlarındaki değişmeler, bireyin, ailenin, toplumun maddi refah seviyesini olumlu etkiler. Halkın yaşama standardı yükselir. Gündelik faaliyetleri ve çalışma şekilleri kolaylaşır. Örneğin elle çamaşır yıkamaktan bıkmış bir ev kadınının çamaşır makinesini istememesi düşünülemez. İşçiler, kendi işlerini kolaylaştıran ve hızlandıran aletlere karşı çıkmazlar. İş ve fabrika sahipleri kendi üretim teknolojilerinin üsten nitelikli olmasından  gurur duyarlar... Sonuç şudur,toplum maddi kültür araçlarını kolay benimser ve kullanır.

Maddi olmayan kültür değerlerine gelince durum epeyce farklılaşır. Ahlak, inanç, töre, gelenek, hukuk, eğitim, siyaset, gündelik yaşamdaki çeşitli tutum ve davranışlar öyle kolay değişmez.Örneğin, şahsım, köy toplumunda nüfusu kalabalık bir ailenin çocuğuyum. O zamanlar genelde tek çeşit yemek pişer ve sofraya tek bir karavana  gelirdi. Karnınızın doyması karavanaya salladığınız kaşığın frekansına bağlıydı. Ne kadar hızlı yemek yenirse mideye o kadar çok yemek giderdi.Çünkü çoğu zaman o yemeğin devamı da  yoktu.O nedenle çocukluğumda kazanmış olduğum o hızlı yemek yeme alışkanlığından hala kurtulamadım. Gelenek, görenek, inanç ve alışkanlıklar yüzme öğrenme ya da otomobil kullanmaya benzer.Bir kere yerleşirse kolay kolay unutulmaz  ve terk edilmezler. Ebetteki istisnaları da vardır ve olacaktır. Sonuç şudur, toplumda  maddi olmayan kültür araçları ve alışkanlıkları kolayca bırakılamaz ve uzun süre yaşamaya devam eder.

Eğitimin yaygın olmadığı, okuma-yazma oranının çok düşük olduğu, töreler, gelenekler ve eski alışkanlıkların egemen olduğu toplumlarda o toplumdaki sözlü kanaat önderlerinin, toplum içinde sevilmiş,sayılmış ve itibar kazanmış kişilerin bireyleri,aileleri ve toplumu etkilemeleri olağan karşılanmalıdır.Aydınlanma, gelişme ve değişmenin olmadığı zaman dilimlerinde bu durum olağan karşılanmalıdır.Olağan olmayan,bu durumun toplumsal yapışkanlık ve süreklilik kazanmasıdır.Sırf geleneksel kanaat önderleri oldukları için, hocanın, imamın, dedenin, babanın hacının mahalle eşrafının sosyal ve siyasi yaşamdaki söylemlerini araştırmadan, okumadan, ölçmeden, tartmadan,akıl ve bilim süzgecinden geçirmeden kesin doğrular ya da ilahi emirler gibi kabullenmek ya da bazı kişileri ilahlaştırmak çağdaş bir kültürde yeri olmayan tutum ve davranışlardır. Elimizde tam ve net bir sayısal veri olmamakla birlikte toplumumuzun yaklaşık % 15-20 kadarı gelenekselliği aşamamış bir grup oluşturur.Bu %15-20 lik grubun temel temel davranışları bireysellikten uzak grup psikolojidir.Onlar için, şeyhin, imamın, dedenin, babanın, hacı emminin, tarikat ya  da cemaat liderlerinin söylem ve yönlendirmeleri önemlidir.Çünkü 'sürüden ayrılanı kurtlar kapar'' tutumu egemendir. Sosyolojik anlamda,ÇİĞNEMİK KÜLTÜRÜ tam da bu ve benzeri tutumlar için söylenir.Akıllarından okuma, araştırma, sorgulama, aklın ve bilimin süzgecinden geçirme analiz etme geçmez. Futbol takımı tutar gibi siyasi taraf tutarlar. Hatta çoğu zaman bu siyasi taraf tutumlarına bir kutsallık yüklerler. Siyasi tutum ve davranışlarını değiştirmeyi  din ve ahlak değiştirme gibi düşünür, olanaksız olarak algılarlar...

 16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak olan referandumda  ülke çıkarlarını ve halkın geleceğini  akıl, bilim ve siyasi ve hukuki ahlak terazisi ile objektif olarak tartıp  vicdanı rahat olarak evet ya da hayır diyenlere bir sözüm olamaz. Çünkü onlar bilinçli seçmenlerdir. Akıl ve bilim ölçülerine ve samimi vicdani kanaatllerine uydukları taktirde, her iki tarafın oyları için kimseler söz söyleyemez, söylememelidir. En başta tepe yöneticileri olmak üzere toplumsal gerginlik yaratmak ve toplumsal barışı zedelemekten kaçınmaları lazımdır. Siyasiler geçici, devlet ve millet kalıcıdır. Siyasi ve ekonomik beklenti uğruna  toplumsal barışı bozmak yanlıştır ve tehlikelidir.Benim oyum hayırdır, fakat evet oyu kullanacaklar da benim kardeşlerimdir ve öyle olmaya devam edeceklerdir.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları