27-28 EKİM 2017 Tarihinde Cem Vakfı ve İnönü Üniversitesi Alevi ve Bektaşi Araştırmaları Merkezi'nin önderliğinde Bulgaristan Kırcaali'de Balkanlarda Alevilik ve Bektaşilik konulu bir seminer düzenlenmişti.Söz konusu seminere bir bildiri ile katılmıştım.Seminerden sonra bir kaç çevre gezisi düzenlendi.Türbe,tekke ve cem evleri ziyaret edildi.Cem erkanı yürütüldü.Halkla çeşitli konuşmalar ve bilgi alış verişleri yapıldı.Gördüğüm kadarı ile Bulgaristan Kırcaali bölgesinde Alevi ve Bektaşi nüfus çok güzel Türkçe konuşuyor,ibadetlerini de Türk dili ile yapıyorlardı.Türk kimliğini Türk dili ile birlikte korumuş olmalarını da Türkçe ibadet etmeye bağlıyorlardı.Balkanların Türkleşmesi ve İslamlaşmasına önderlik eden Sarı Satık, Otman Baba, Seyidali Sultan-Kızıl Deli,Demir Baba Gül Baba.. ve benzeri erenlerin izleri belirgin şekilde görünüyordu. Türkmen asıllı olan bu canların bizlere sevgi, ilgi ve muhabbetleri görmeye değerdi. Sanki çocukluk ve gençliğimin 1950 yıllarının Orta Anadolu Türkmen köylerindeki atmosferi içine geri dönmüştüm. Zaman zaman gözlerimiz yaşardı.
1980 ve özellikle de 1990 lı yıllarda Bulgaristan da demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü askıya alınmış, yoğun bir Bulgarlaştırma ve kimlik değiştirme hareketi yaşanmış, O devrin Bulgar Hükümetince verilen Bulgar ismi kabul etmeyenlerin iş güvenceleri askıya alınmış, maaşları ödenmemiş, kamusal hiç bir işlemleri yapılmamış. Üstlerinde yoğun bir resmi baskı oluşmuş, fakat demokrasiye dönülüp Avrupa Birliğine tam üye olunduktan sonra söz konusu baskılar son bulmuş, din ve vicdan özgürlüğü geri gelmiş ve herkes eski Türk kimliğine geri dönmüş, arazisine malına sahip olmuş...
Kırcaali Belediye başkanı Türk asıllı. O yörede yedi belediye başkanı daha Türk. Fakat halk geleceğinden ve temsil etmekte olduğu siyasi gücün devamından ümitsiz. Bu ümitsizliğin kaynağı da ne Yazık ki Türkiye Kökenli...
Bulgaristan’daki Türkler Halklar ve Özgürlükler Hareketi adıyla bir partide örgütlenmişler. Bu parti 26 Mart 2017 seçiminden önceki seçimde toplam oyların %14.88 ini alarak 38 milletvekili çıkarmış ve üçüncü parti olmuş. Anahtar parti konumuna yükselmiş. Haklar ve Özgürlükler Hareketinin (partisinin)temel sloganı şu olmuş,''Asimilasyona hayır, fakat entegrasyona evet.''Kanımca başka bir ülkenin yurttaşı olan ve Osmanlıdan kalan bu Türklerin tutumları doğru ve yerinde, kimliğini, inancını ve dilini korumak, fakat BULGAR VATANDAŞI OLDUĞU GERÇEĞİNİ UNUTMAMAK ...
Ancak 2015 lerden itibaren Bulgaristan Türkleri arasında, Türkiye destekli ve oradaki Türk resmi görevlilerinin yönlendirmeleri ile DOST adında yeni bir parti daha kurulmuş. Bu partinin kurulması ile birlikte oradaki Türkler Aleviler ve Sünniler olarak ikiye ayrılmışlar. Aralarına nifak sokulmuş...
26 Mart 217 seçimlerine ise bu siyasi ve kültürel atmosferle girilmiş, HÖH patisinin oyları % 14.88 den% 9 a, milletvekili sayısı da 38'den 26 ya inmiş. HÖH üçüncü ve anahtar parti olma özelliğini kaybetmiş. DOST partisi ise, % 4 seçim barajını aşamadığı için hiç bir milletvekili çıkaramamış. İşte size dinci ve mezhepçi bakış açısının sonuçları. Ayrıca son seçimde Türk partiler, bir önceki seçime oranla 71.000 oy kaybına uğramışlar OYLAR BULGAR PARTİLERİNE YÖNELMİŞ...
Kırcaali Merkez belediye Başkanı, grubumuza verdiği resepsiyonda iki şeyi önemle belirtti.''Bu bu bölünme nedeniyle, gelecekteki belediye seçimlerinde yedi Türk asıllı belediye başkanlığını da kaybedeceğiz. Artık Bulgaristan da Türk asıllı belediye başkanlığı olamayacak. Türkiye deki yetkililer Bulgaristan Türklerinin tarihsel geçmişlerinden kaynaklanan bağlantılarını, kültürlerini ve bizlerin Bulgar vatandaşı olduğumuz gerçeğini hesaba katmıyorlar.'' Bence hiç de haksız değil. Dış politika kararları her zaman daha serinkanlılıkla ve uzun vadeli hesaplara dayalı olarak ele alınması gereken bir konudur. İç politikadaki kısır ayrışma ve çekişmelerin konusu olmamalıdır.

2020© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.