Ana Manşet / Ege / Güncel / İzmir / Politika / Yerel Politika / Yerel Yönetimler
MHP İzmir Milletvekili Prof.Dr. Hasan Kakyoncu’nun 11 Şubat 2020 Salı günü TBMM Genel Kurulu’nda Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinde bulundu
İklim değişikliği farkındalığı artırılmalı ve önlemler alınmalıdır'dır diyen Kalyoncu, açıklaamsına şöyle devam etti;
Son günlerde yaşanan ve iklim değişikliğiyle bağlantılı olan doğal olaylara karşı önlem alınırken var olan geleneksel bilgiyi değiştirmemiz gerekir. Kar yağışı rejimindeki değişimler çığ tehlikesini artırmaktadır. AFAD ekipleri de, vatandaşlarımız da bu durum karşısında uyarılmalı ve eğitilmelidir.
İklim değişikliği tarım alanlarındaki uygulamaları da, şehirciliği ve doğal olayları da etkileyecektir. Fırtınaların, çığ tehlikelerinin artacağı ve buna paralel bir şekilde sel olaylarının da görüleceği ve hasarların artacağı artık bilinmektedir. Tüm ilgili kurumlar yaptıkları planlamaları bu gerçekliğe göre uyarlamalıdır.
İklim değişikliği açık olsa da uzun vadede tam olarak nasıl ve ne kadar değişeceği konusunda hâlen belirsizlikler vardır. İklim bileşenlerinde yaşanacak değişiklikler atmosferdeki sera gazı seviyesine ve küresel, yerel ortalama yüzey sıcaklıklarının sera gazlarındaki artışa verdiği cevaba bağlıdır. Belirsizlik durumunu ele almanın bir yolu ise, iklim değişikliği bileşenlerindeki olası değişiklikleri tanımlamak için iklim değişikliği senaryolarını ve projeksiyon modellerini kullanmak, tehlike ve risk değerlendirmelerinde farklı iklim değişikliği senaryoları için risk seviyelerini belirlemektir. Bu değişimin etkilerinin projeksiyon ve senaryolarının tüm alanlara uygulanması gerekmektedir.
İklim değişikliğinin neden olduğu afetlerin artışı, ilerleyen süreçte göç dalgalarının her yönden giderek artmasına yol açacaktır. Özellikle iklim mültecilerinin hareketliliği ülkemizle birlikte diğer ülkelerin de önemli bir sorunu hâline gelecektir. Bu konuyla ilgili planlamalara şimdiden başlanmalıdır.
Deprem Master Planı yapılmalı ve hayata geçirilmelidir!
şehirlerde imara açılan alanlar, deprem master planları yapıldıktan sonra bu plana tamamen uygun bir şekilde olmalıdır. Fay hatları üzerinde yer alan mevcut yerleşim alanları acil olarak kentsel dönüşüme alınarak bir an önce düzenlenmelidir. İllerde deprem master planları vakit kaybetmeden tamamlanmalıdır.
Seçim bölgem İzmir'de deprem master planı Marmara depremi sonrasında hazırlanmış ama hayata geçirilmemiştir. İzmir'de bilinen 17 aktif fay hattı olduğu ifade edilmektedir. İzmir'deki fay hatları yerleşim yerlerinden geçmektedir. Uzmanların ifade ettiğine göre, biriken enerjiyle muhtemel depremlerin yıkıcı etkisi çok büyük olacaktır. Bu fay hatlarının 6 ila 7,2 büyüklüğünde depremlere yol açacağı, bunun şiddetinin İzmir'de 10'a yakın hissedileceği yine uzmanlar tarafından söylenmektedir. İzmir'dekilerin yanı sıra; Manisa, Balıkesir çevresindeki 20 civarında fay hattının yarattığı tehlike potansiyeli, üzerine çok konuşulan İstanbul depreminden daha vahim boyuttadır. Manisa depreminden sonra İzmir olasılığı gündeme gelmiştir. Bu fay hatları ve etki alanları üzerindeki yapılaşma bir an önce tespit edilmeli, uygun olmayan alanlar boşaltılmalı ve kaçak yapılaşmaya izin verilmemelidir. İzmir'de ve bütün ülkede kentsel dönüşüm konusuna yaklaşım eski binaların yıkılıp yerine yenilerini yapma anlayışından uzaklaşmalı ve öncelikli olarak fay hattı üzerindeki yerleşim yerlerinin taşınması sağlanmalıdır yoksa felaket kapıdadır, gelip çatınca matem tutmanın kimseye bir faydası olmayacaktır.
Depremde binaların müteahhitlerine ceza uygulaması yapılırken hatalı imar planı yapan ve izin veren belediyeler de ceza kapsamına alınmalıdır. İzmir deprem tarihine bakıldığında, oluşan depremlerde çok büyük yıkımlar meydana geldiği kayıtlara geçmiştir. 1688'de meydana gelen depremde evlerin ve kamu binalarının dörtte 3'ünün hasar gördüğü belirtilmektedir. İzmir'de oluşan depremlerin çok yıkıcı olduğu, 1688 depreminde Sancak Kalesi'nin top seviyesine kadar toprağa gömüldüğü, kıyısal alanlarda batmalar olduğu ifade edilmektedir. Bu sebeple İzmir'de yaşanabilecek bir deprem için acil önlemler paketi oluşturulmalıdır. Allah korusun, Elâzığ, Malatya, Manisa'da yaşandığı gibi, deprem olduktan sonra yas tutmamak için ülke çapında bir seferberlik anlayışıyla depreme hazırlık yapılmalıdır. Cumhurbaşkanlığında afet danışmanlığı kurulmalı ve deprem gibi afetlerde vatandaşı korkuya sevk etmeden, bilinçlendirici çalışmalar yapılmalıdır. Toplumda infiale yol açabilecek açıklamalar ve yayınlar yapılmamalıdır.
Bunun yanında dere yataklarında yapılan yerleşimlerde de gelecekte büyük problemler yaşanacaktır. Dere yatakları ve çevresi planlanırken yüzyılda gelen sele göre hesaplamalar yapılmalıdır fakat bu hesaplamalara iklim değişikliği katsayısı katılmamaktadır. Bir an önce tüm dere yataklarına bu katsayı uygulanarak planlamalar yeniden düzenlenmelidir, aksi takdirde gelecek günlerde şehirlerde felaket yaşanma olasılığı da yüksektir.
Eski köyler büyükşehirlerde kırsal alan olarak tanımlanacak!
Bazı şehirlerimizin il sınırlarıyla büyükşehir hâline getirilmesinde, başka bir deyişle bütünşehir uygulamasında ortaya çıkan toptancılığın yol açtığı birçok mahzur vardı. Bunların başında, köylerin mahalle hâline getirilmesi problemlere sebep olmaktaydı. Bu kanun imar açısından eski köylerin büyükşehirlerde kırsal alan olarak tanımlanmasına imkân vermektedir.
Bütünşehir uygulaması yeniden gözden geçirilmelidir!
Bütünşehir uygulamasının köyler ve köylüler için ortaya çıkardığı başta su faturası ve diğer işlemlerde kentsel maliyetlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Büyükşehirlerdeki eski köyler bir an önce yeniden köy statüsüne geri döndürülmeli, bununla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Mahalleye dönüşen köylerde tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde sorunlar yaşanmaktadır. Hâlihazırda bir yönetmelikle yürütülmekte olan e-Plan Otomasyon Sistemi'nin etkinliğini sağlamanın kanunla düzenlenmesi de uygulamayı güçlendirecektir. Burada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı teknik altyapı ve yetkin personel sıkıntısı çeken belediyelerin bu sisteme planları yükleyebilmeleri için destekler geliştirmesi zorunludur. Küçük ve kaynak sıkıntısı çeken belediyeler bu çerçevede hesaba katılmalıdır. İmar mevzuatına aykırı yapılar için tapuya şerh konulması ve satışı durumunda yeni alıcının bu durumdan haberdar edilmesi önemli bir düzenlemedir. Ancak yıkım gereken ve yıkım işlemi yapılmayan hâllerde yapının yıkımının Bakanlık tarafından gerçekleştirilmesi ve ilgili idarenin gelirlerinden kesinti yapılması düzenlemesi üzerine yeniden düşünmek yerinde olacaktır. Çünkü belediye başkanları yıkım yapan kişi olmak yerine belediyenin ödeyeceği para cezasını kabul etmeye yönelebilecektir.
Yapı ruhsatı denetimi kanun ile güçlendirilmektedir!
Bu kanun ile "imar planlarında parsel bazlı değişlik yapılamayacağı" maddesi ve şehirlerimizin görünümünü bozacak bina yüksekliklerine getirilen yapı ruhsatı sınırlaması da olumlu buluyorum.
Yapı Denetim Kanun'uyla getirilmiş olan denetim firmalarının sırayla iş almalarıyla birlikte özellikle sanayi bölgelerinde yapılacak inşaatların denetimleri için görev sırası gelen firmaların yüzde 75 indirimli iş yapacak olmaları firmaların görev yapmada isteksiz olmasına neden olmaktaydı. Sınırlamanın yüzde 30'u geçmemek üzere değiştirilmesiyle birlikte istenildiği titizlikte denetim yapılması sağlanabilecektir.
Kıyılarda özellikle kumluk ve çakıllık alanlarda yapılan iskeleler hem deniz canlıları hem de vatandaşların kullanımı açısından oldukça olumsuz durumlar oluşturmaktadır. Bunların kayalık bölgelere taşınması ve o bölgelerde düzenlenmesi oldukça yerindedir.
Millet bahçelerinde yerel bitkiler kullanılmalı ve tanıtılmalıdır!
Millet bahçeleri dizayn edilirken ülkemizin değerleri olan bitkiler tercih edilmeli ve genetik mirasın geleceğe aktarılmasında yardımcı unsur olarak işlev üstlenmelidir. Millet bahçelerinin endemik ve tıbbi aromatik bitkiler için korunaklı alanlar olarak da iş görmesi sağlanmalıdır. Endemik bitkiler açısından uygunluğu belirlenerek bu alanlar dizayn edilmeli ve bölgede yayılış gösteren bitkilerin tanıtımı sağlanmalıdır. Millet bahçelerini iktidarın gereksiz bir uygulaması gibi görmek yerine şehirlerde nefes alınabilecek alanların oluşturulması ve botanik bahçeleri gibi işlev yapan alanlar olarak görmek ve bu uygulamayı desteklemek ülke açısından yararlı olacaktır. Bu bahçelerin yerel bitkilerin tanıtımının yapıldığı ve korunduğu alanlar durumunda dizayn edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tercih edilen bitkilerin karbon emilimi yüksek bitkiler olmasına dikkat edilirse şehirlerdeki hava kirliliği üzerinde de etkinlik sağlanacaktır.
Hobi bahçeleri kanun ile düzenlenmelidir!
Hobi bahçelerindeki yapılaşma bir an önce kanunla düzenlenmelidir. Hobi bahçelerindeki yapıların herhangi bir standardı olmadığı gibi, bu yapılar herhangi bir denetime de tabi değildir, ayrıca, tarım alanlarında gecekondulaşmaya sebebiyet vermektedir; bunun yanı sıra, emniyet ve güvenlik açısından da birçok olumsuzluk ortaya çıkmaktadır, günübirlik kiralamalarda, kayıt dışı iş yeri gibi de çalıştırılmaktadır. Denetimsiz bir şekilde yapılan uygulamalar gelecekte birçok olumsuzluğa neden olacaktır.
Ayrıca, imar barışıyla tescillenen binaların yerleşim yerine uygunluğu, jeolojik açıdan uygunluğu ve depreme dayanıklılığı bilinmediğinden oldukça büyük risk taşımaktadır. Bu binaların acilen denetim kapsamına alınması gerekmektedir.
MHP’li Hasan Kalyoncu sözlerini “Türk milletinin kaderiyle bütünleşen, Türk milliyetçiliği davasının yegâne temsilcisi ve kendisini Türk milletine ve vatanına adamış olan Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluş yıldönümünü kutluyor, Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş'i ve şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Türk milletiyle sonsuza kadar!” diyerek tamamladı.
Bu haber 12.02.2020 13:33:04 tarihinde eklenmiştir.

Büyükşehir meclisinde skandal sözler: Büyükyıldız; ‘Kadınlara seçme ve seçilme hakkını AK Parti verdi!’

Torbalı’ya terminal yapılacak

Mis gibi Nergis kokusuyla vatandaşa sevgi günü hizmet ayrıcalığı

Urla Belediyesi bir sorunu daha çözdü

Soyer: İşimiz zor evelallah hep beraber altından kalkacağız

CHP Gençlik Kolları: “ülkeyi sizin iktidarınızdan temizlemezsek aldığımız nefes haram olsun”

Torbalı’da çiftçilere 173 hayvan dağıtıldı

Sevgililer Günü Hediyesi Bornovalı kadınlardan!

Burak Oğuz Hakim Karşısında Neler Söyledi?

Başkan Mustafa İduğ: “Can dostlara sahip çıkmak zorunluluk değil, insani görevdir”

‘Birliktelik ruhu Karabağlar’da var’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçen: “18 Şubat’ta Gezi için Silivri’deyiz”

Deprem Konak’ta konuşuldu

Beko: Sağlık hizmeti vatandaşın en temel sosyal hakkı!

Büyükşehir’den 30 ilçede toplumsal cinsiyet eşitliği semineri

Filenin Sultanları Gururlandırdı!

Bornova Belediyesi’nden sıcak dokunuş

O isim delegelikten düştü!

2020© Bu sitenin tüm hakları saklıdır.